|
Toplumun çekirdek yapısı olan aile, bireyin dünyada ve ahirette mutlu olması noktasında, ilk eğitim alanı ve bilinçlenme sahasıdır. Ailenin her anlamda mükemmel olması İslami hassasiyetleri ve İslam’ın yüklemiş olduğu sorumlulukları ihya etmekle direkt ilişkilidir. Bu sorumluluklar, aile reisi olarak baba, ailenin temel taşı ve eğitimcisi olan anne ve geleceğin aile eğitimcisi olan çocuklar için farklı farklı sorumluklardır.
Sorumluluklarımızı bihakkın ifa edebilecek ortamlara kavuşmak isteğiyle şu tavsiyelerin bilincinde olmalıyız;
1- Öncelikle geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanı içeren bir programı, eşimizle ve mümkünse çocuklarımızla yapmalıyız.
2- Bir durum değerlendirmesi yapmalı, ortak doğrularımızı ve eksikliklerimizi tespit etmeliyiz. Tespit ettiğimiz ortak doğruları güçlendirmeliyiz.
3- Tespit ettiğimiz ortak eksikleri telafi için çözüm üretmeliyiz.
4- Özellikle tespit edilen yanlışların üzerinde durmalı, bunların kime ait olduğunu unutmamalıyız.
5- Çözüm Kur’an ve sünnet olmalıdır. Sonra da tecrübeli bilirkişilere başvurmalıyız.
6- Her birimiz beğenmediğimiz davranışlarımızı tespit edip bunları değiştirmek için yardım istemeliyiz.
7- İyi davranışları ödüllendirmeliyiz.
8- Haftalık, aylık ve yıllık değerlendirmeler yapmalıyız. Bütün bunları samimiyet ve şefkatle yapmalıyız. Ama yalnızca Rabbimizi razı etmeyi amaçlamalıyız.
9- Sorumluluk bilinci ile ilgili pedagojik ve akademik aktivitelere katılmalıyız.
10- Hoşgörü, şefkat ve merhametin, sorumlukların paylaşılmasında temel etkenler olduğunu unutmamalıyız.
Aile fertlerimize sevgimizde ölçülü olmalıyız. Herşeyin israfı olduğu gibi sevginin de israfı vardır. Aile kurumu, sevgi temeli üzerine bina edilir. İslam’da her konuda bir ölçü ve ahenk olduğu gibi, sevgi anlayışımız için de bir ahenk ve ölçü vardır. Mümin kişinin harama bulaşmasına sebep olan aşırı sevgi caiz değildir. Aynı şekilde mümin kişiyi harama sevkedip bulaştıracak kadar az/eksik sevgi de caiz değildir. Sevgi içten gelen bir duygu ve insan olmanın fıtri gereği olarak var olduğundan, sevgi sorumluluğumuzu da İslami ölçü ve ahiret yönü ile ihya etmeliyiz. En güzel örneğimiz, rehberimiz, tevhid öğretmenimiz, sevginin sembolü efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) aile efradına göstermiş olduğu sevgi, şefkat ve merhameti göz önünde bulundurup (öğrenip) sevgi anlayışımızı bunun üzerine bina etmeliyiz.
Allah rasulü “Sizin en hayırlınız ailesine hayırlı olandır. Ben de ailesine en hayırlı olanınızım” buyurmuştur.
“Ben evlendim, haram olan bir ilişki içinde değilim” deyip bu ilişkinin devamı için nasıl, nereye kadar ve niçin olması gerektiğini düşünmemek, sermayedarın dükkânı açıp işi niçin, nasıl ve nereye kadar götüreceğini düşünmemesine benzer. Nasıl ki bu dükkân iflas eder yargısına varıyorsanız programsız ailede iflas eder.
“Bizler birbirimizi Allah için sevmeliyiz.”
Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Kibir ve gurur insanın felaketidir. Horlanan bir eş psikolojik olarak ve bedenen çöker. Bizim kavgamız yanlış davranışlara ve sözlere karşı olmalı, şahsiyetlere karşı değil...
Hz. Aişe: “Rasûlullah (a.s.) hanımlarıyla baş başa kalınca, insanların en yumuşağı, gülme ve tebessümde en ileri olanıydı.” buyurmuştur.
Evin reisi ailesiyle istişareyi unutmamalı, tüm dokümanları toplamalı, başında bulunduğu müessesenin daha da büyüyüp diğer insanlara yararlı olması için görev dağılımını çok iyi yapıp kararların sağlıklı ve tutarlı olabilmesi için elinden geleni yapmalıdır. Hatta geceleri zifiri karanlıkta kalkmalıyız. Rabbimize bu müessesenin devamı, sağlıklı büyümesi ve meyve vermesi için dua edip, sıkıntılarımız için gözyaşı dökmeli, O’nunla paylaşmalı ve gün boyu bu amaç doğrultusunda koşmalıyız. Bunun için, aile fertlerinin tamamını paha biçilmez değerde görmeliyiz, onların görüşlerine değer vermeli, farklı görüşlere karşı baskıcı değil ikna edici olmalıyız ve ihtiyaçlarını görmezlikten gelmemeliyiz. Nasıl ki, her kurumun hizmet içi programı oluyorsa, ailemizin de hizmet içi programı olmalıdır. Bu yüzdendir ki aile ortamı bir nasihat, ıslah ve eğitim merkezi olmalıdır. Bilinir ki şiddet, kaba kuvvet iyiliği öldürür. Sağlıklı fikirler sunabilmemiz için sağlıklı istişare ortamları oluşturmamız gerekir.
Aile bir ortaklıktır. Bu ortaklığın sürmesi için ortakların çabasının sürekli devam etmesi gereklidir. Bir tarafın sorumsuz davranması zamanla Allah’ın koyduğu sınırları zorlar ve ortaklık ezaya dönüşür. “Eşler birbirinin elbiseleridir...” (Bakara 187)
Her insan dikeni olan bir çiçek gibidir. Tıpkı arı gibi dikene değil çiçeğe yönelmeli, öze, bala ulaşmalıyız. Bal ilahi rızadır. Kadının ve erkeğin gündelik işlerinden önce en önemli görevi Allah’a kulluktur. Rızık ve ev içi sorumlulukları bizi Allah yolundaki mücadeleden alıkoymamalıdır.
Çocuklara Karşı Sorumluluk
Çocuklarımız ilahi bir emanettir! Çocukların kendilerine mahsus hususi dünyaları, geniş hayalleri vardır. Kalpleri henüz günah kirleri ile safiyetini kaybetmemiştir. Ruhları bembeyaz bir kâğıt gibi her türlü nakışın işlenmesine müsaittir. Gözlerini dünyaya yeni açan bu masum varlık, bize büyük bir ilahî emanettir. Bu emaneti ihmal etmek ise en büyük ihanettir!
Gelecek korkusu, evimizde an’ın sorumluluklarını erteletmemelidir. Gazali eğiticiyi: “Yabani ısırgan otlarını ayıklayan bir bahçıvana veya taş üzerinde nakışlar yapmaya benzetir.” Çocuğun ise bir toprak gibi olduğunu, bu toprağa iyi bir tohum ekildiğinde faydalı meyveler alınacağını vurgulayarak, anne ve babaya düşen sorumluluğa dikkat çeker. Anne ve baba, çocuklarının elinden tutup onları gezdirmekten öte onlara kendi güçleri ile ayakta durmayı öğretmelidirler. Sonuçta susturan değil, dinleyen anne babalar olmalıyız. İşte o zaman olgun görev paylaşımının olduğu ortamda yetişen her genç, elinde pusula, denize açılan kayıkçının güvenini duyar. Olgun bir ortama sahip olmayan çocukların her türlü maddi ihtiyacı karşılansa da annesi sağ ama öksüz, babası sağ fakat yetim psikolojisinden kurtulamazlar. Bu yüzden aile eğitimi, birçok problemin daha kaynağında iken çözülmesi demektir. Bunun içindir ki, çocuğun yetişmesinde sevgiden sonra en önemli ihtiyaç hoşgörüdür.
Çocuk yetiştirmenin beş önemli kuralı; sevgi, hoşgörü, otorite, sabır, inanma/güvendir. Babanın çocuğuna karşı en büyük görevi çocuğun annesine saygı duymasını sağlamaktır. Annenin de en önemli görevi çocuğun babasına saygı duymasını sağlamaktır. Bir ailede baba otorite, anne ise sevginin temsilcisidir.
Ailenin böylesi önemli bir görevi icra edebilmesi için öncelikle eşlerin yekdiğeriyle sağlıklı iletişim kurabilen fertler olması gerekir. Diyebiliriz ki, iletişim kurulmasında en önemli faktörlerden biri de sevgidir, muhabbettir. Çocuğun, yaşadığı ortamın kolay dağılmayacak muhkem bir kale olduğuna güvenmesi sağlanmalıdır. Çünkü çocuklarımıza sorumluluk bilincini küçük yaştan itibaren görevler vererek sağlamalıyız ve çocuğumuzun manevi, ahlaki, deruni, cömert… vb. modelleri biz olmalıyız.
Favori olarak ekle (3) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 27
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |