HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ğ |H |I |İ |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Ş |T |U |Ü |V |Y |Z


Öksüz Temrinleri Yazdır E-posta
Perşembe, 22 Temmuz 2010

Rating 0.0/5 (0 vote)

Annem’e…

Ben neyim? Söylenmemiş şarkı, söylenmemiş sır.. Bu anlam peşimi bırakmıyor, yakamı kurtaramıyorum ondan. Hayatın gecesine tahammül ettim ve nihayet güneş doğdu. Gene de senden kalan boşluklar var hayatımın bir kısmında. İçimdeki ateşi masum bakışların tetikliyor, sen bunu bilmiyorsun. İçimdeki ateşi ismin kadar gözyaşların kanırtıyor. Bilmiyorsun anne bugün her günden daha çok hatırıma düşüyorsun. Bugün her günden daha çok sorulmamış soruları pençeme bırakıyorsun. Her günden daha çok resimlere sarılıyorum. Bir işaret bir iz arıyorum sanki eskilerde bir yerde.

Düz, alçak, sığınaksız ama kendisi sığınak olan bir çölde yüksek bir kule. Merhametin yüce endamını andıran bir kule gibisin. Yıllar geçtikçe endişem artıyor. Kaybetme korkusu taşıyorum, bazı geceler uyuyamıyorum. Seven endişe eder derler ya, bilmiyorum sen yaşlandıkça korkularım artıyor. Henüz küçük ve savunmasızım sen olmadığında daha çok büyümek korkusu belki de bu.

Hicran; hem olmak, hem olmamak... Olmak, yani mazide ve gelecekte yaşamak, hatırlamak ve ummak… Olmamak, yani iki zaman arasına gerilen incecik telde sonsuz bir ürpertiyle uçurumu seyretmek… Mevsimlerin meçhule giden kuşlar gibi seni uzaktan selamlayıp geçmesi kalbimi acıtacak. Adını neye koysam asla doldurmayacak boşluklarımı. Bu yazıyı okuyan diğerleri belki de anlayamayacaklar annesi henüz hayatta olan bir çocuğun yerli yersiz bu cümleleri sıralama nedenlerini. O daldan bu dala konmalarını.. Oysa bütün bir hayatımın manası olduğunu ve bugün bildiklerimin tümünde senden izler olduğunu görüyorum. Ben ‘ben’ olarak sana dönüşüyorum gittikçe..

Bu yazıyı yazmak uzun zamandır planladığım ama bir türlü cesaret edemediğim bir şeydi. Bugün bir şey dinledim. Anasız bir kızın feryadını dinledim.. Ne diyordu: “Qizê Bê Dê”.. Bazı çağlara hiç dönülmez, bazı yerlere… Eskitir insanı hep aynı adımı yürümek.. Belki de bu yüzden aynı adımları yürümemek için çaba gösteriyorumdur. Çünkü ben belki bir tek sana karşı kendimi acıtırım. Bir tek sende bu kadar yalın görürüm kendimi. Bugün seni aldım karşıma ve kendimi ve sonra kendimle tarihleri yargıladım.

Dedim ki;

Üstümüze yıkılıyor her şey ve biz her şeyin üstüne yıkılıyoruz. Çocuklarımızı öldürüp önümüze atıyorlar. Avuçlarımızdaki kana benziyoruz ve giderek bir avuç kan oluyoruz kendi avuçlarımıza kilitlenen. Bizi kilitliyorlar anne ve tarih en büyük kilididir insanlığın. Bizi tarihin içine kilitliyorlar. Hangi yana baksak bir welat..

Herkes anlayabildiği kadar yaşar ve anlayamadığı şeyleri umursamadan ölüp gider. Ben umursamayanlardan olmak istemiyorum. Hani hep sorarsın ya sen bu yazıları nasıl yazıyorsun diye. Böyle yazıyorum işte anne. Böyle acı çeke çeke. Yazarken kendimi okuyorum. Kendimi okumak bana garip şeyler söyletiyor. Dağlara bir bak, ne büyük bir gurur ve soylulukla kıyam etmişler, çöller, büyük bir tevazu ve sükunetle yayılmışlar, yeryüzünü, gökleri, mevsimleri, gündüzleri, geceleri Allah’ın lezzetlerle doldurduğu hayatı, nimetleri, güzellikleri sevinçleri zaferleri, kendi güzelliğini, kendi gençliğini, geleceğinin değerli ve büyük fırsatlarını, yeşillikler üzerinde sevinçle koşan kuzuları, havayı şevk ve heyecan nağmeleriyle dolduran mutlu ve sevinçli bülbülleri, her tarafı güzel kokulara boğan gülleri, doğan, gelişen, âşık olan, seven, huzur bulan, ümitli olan, kaynayan, yaşayan insanlara bir bak. Böyle böyle dağların adıyla konuşmayı öğreniyorum, bağdaş kurup oturduğumda hayatın önüne. Yok, başka bir dil, başka bir kelime bilmiyorum.

Ben uzaktan hayali bir gölge gibi gözüken, belirsiz bir yolu bulunan, gözlerini ufuğa diken, yorgun ve yaralı yürüyen, bu yanık çölde yalancı bir seraba da muhtacım, böylesi ümitlere ihtiyacım var, bunlar olmazsa düşerim, henüz düşmek istemiyorum, henüz gitmek istiyorum. Giderken konuşmak, giderken sorular sormak, giderken gece ve gündüz ayrımına varmak istiyorum. Başımı çevirip dünya nasıl dönüyor bilmek ve görmek istiyorum.

Hava nedir? Kimse onu görmüyor, her yerde var, yaşamak için onu teneffüs ediyorlar. Sertlik, sabırsızlık, kızgınlık, geliş gidiş ve sert çıkışlar bize zarar veriyor; sakin ol, eğer hava sert ve fırtınalı olursa, öfkeyle eserse göze gelir, toz toprak kaldırır, gözleri, zülüfleri ve insanların rahatını bozar. Tüm gözler rüzgârın sert yolunu izler, hava ol rüzgâr olma, diyorum.

Kırılmaların kol gezdiği bir zaman diliminde, bir kuşağın muhtelif imkânlarla imtihan edildiği bir süreçte ayakta kalabilen, gönül çadırını dağlara kuran ve mazlumların siperinden ayrılmayan ol diyorum kendime… Kendime neler söylüyorum.. Neleri söyletiyorum dilime.
 
“Mestim ve biliyorum ki varım ben,

Ey bütün varlığın başı, sen de var mısın?

O ne çalgıydı? Perdede çalıyordu çalgıcı

Ömür gitti henüz burnum havada!” (Senai)

Kelimeler için nasıl vesileler arıyorum bir bilsen.. Oysa biliyorum burada bu sorular cevap almak için bir vesile değildir, bu cümleler bir anlaşmazlığı açıklığa kavuşturmak veya bir manayı anlamak için değildir, bu soruların bizzat kendileri, cevapları olmaksızın değerlidir…

Tüm bunlar sana asıl söylemek istediğim şeyin öncesinde tekerleyip durduklarımdır. Sen bunu öyle say. Sen gözlüklerini takıp hafif yüksek bir sesle bu kısmı oku. Bil ki, her şeyi kolay yazdım bu en zoruydu belki..
 
Anne,

Ben özledim;

Tanıdık yüzler görmeyi, sana hiç sebepsiz öfkelenmeyi,

Sonra bir kedi gibi sokulup eteğine, af dilemeyi...

Şimdi ben bir kavganın içindeyim, bu yüzden deli dalgalarla vuruyorum kıyıya anne.

Kelimelerim çok oysa, ne desem ne anlatsam bak hep eksik bir şeyler..

Ben özledim…

Ekmek kokusunun tam zamanında beni acıktırmasını, senin dilinden düşmeyen duaları

Ve şehri dolduran bir ömür devasa yalnızlığını...

Anne, sorular soruyorum, cevaplar buluyorum, anlamlı bir hayat yaşıyorum. Mutluyum, huzurluyum.. Geleceğe dair çok şeyi planlıyorum… Fakat sen olmasan nereye döneceğimi bilemiyorum, beni korkutan da budur…

Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 36

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >

Sitede Ara