|
Her defasında aynı duygularla baktığım fotoğraf kareleri yine ellerimde.
Duygular aynı fakat yine de daha önce hiç yaşanmamış gibi. İlk kez yıllar öncesini görüyormuşum gibi. Parmaklarım kare üzerindeki küçük bir kız çocuğuna dokunuyor. Gözleri, ağzı, burnu, yanakları sanki bana benziyor. Benim küçülmüş halim gibi veya ben onun büyümüş haliyim.
Evet, benim otuz yıl öncesi ilkokul günüm. Kendinden emin görünen bakışlar ne kadar tedirgin aslında… Bir de bana sorsalar... Artık okullu oldum, ablam gibi.
Hani hep onun yerinde olma arzum vardı ya, işte o gün o arzularımın birine kavuşmuştum. Artık ben de okullu oldum, ablam gibi. Ablam benim geçtiğim devrelerden benden önce geçti.
Benim yerim de benden önce oldu.
Bir eski fotoğraf karesine daha dokunuyor parmaklarım. Küçük kız çocuğu kendinden daha emin bakışları ile kameranın objektifine bakarak “büyüyorum, ikinci sınıfa geçtim. Harflerden heceler, hecelerden kelimeler yazabiliyorum artık. Ablama yetişmeme az kaldı” diyor.
Ve bir fotoğraf karesi daha... Bu karede üzerime giydirilmiş karnaval kıyafeti ile sırıtıyorum adeta. Karnaval Almanya’da yaşayan Hıristiyanların oruç ayları başlamadan önce yapılan festivalin adıdır. Üzerinde geleneksel kıyafetler, abartılı makyajlar ve akla hayale gelmeyen kostümler ile sokaklara dökülen insanlar Hıristiyan orucunu böyle karşılıyorlar bu ülkede. Biz ise oruç ayımızı tazim ve saygı anlamına gelen Recep ayı ile karşılarız.
Resimde sırıtan kostüme baktım bir daha. Küçülmüş halimin gözlerinin derinliğine daldım.
“Ah yavrucuğum, üzerine giydirilmiş bu kostüm ile neyi kutladığını anlattılar mı sana” sordum çocuk halime. Çocuk halimin bakışı değişmedi.
Anlaşılan anlatılmamış ona, o zamanlar üzerine giydirilen kıyafetin sebebi...
Sararmaya yüz tutmuş albüm sayfalarını çeviriyorum.
Küçük kız çocuğunu, küçülmüş halimi bu defa başka bir festivalde görüyorum.
Yine bize ait olmayan başka bir kutlamada...
Küçücük ellerimizle tuttuğumuz fenerler ile büyük bir meydanın ortasında yanan ateşin etrafını çeviriyoruz. Benim fenerim ablamdan miras kalmıştı bana.
Ablam o yılki festivalde elinde feneri değil, benim boşta kalan elimi tutuyordu.
Atı ile ateşin etrafında dönen Sant Martin, yolda gördüğü dilenciye sırtındaki paltosunu veriyor ve bizler yüksek sesle Sant Martin şarkısını söylüyoruz.
Her yıl böyle öğretiyorlardı bize paylaşmayı.
Diğer sayfada ablamın el yazısını görüyorum ve o satırları yazdığı günü hatırlıyorum. Bana paylaşmayı anlatmıştı ablam o gün. Paylaşmayı anlatmak için bana Sant Martin öyküsünü okumadı. Evimizdeki bir kitaptan okuyarak albüme bu notları düşmüştü.
“Paylaşmaya dair…”
Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak, zor zamanda vermek, öksüzün başını okşamak, düşmüşün elinden tutmak, iman etmek, güçlüklere göğüs gerip acıları paylaşmak… Sevgi ve merhamet yumağı olmak…” Beled Suresi
Ablam en güzel şekli ile anlatmış bana paylaşmayı.
Eee boşuna ablamın yerinde olmak istemiyormuşum.
Sayfaları çeviriyorum. Her bir sayfada ablama ne kadar benzediğimi görüyorum. Aslında kendimi zorla benzetmeye çalışıyorum. Onun gibi giyiniyor, onun gibi saçlarıma şekil veriyor ve hatta yüz mimiklerimi bile kasıla kasıla ona benzetmeye çalışıyordum.
Yüzümde çıkan ergenlik sivilcelerim en büyük düşmanımdı o günlerde ve kendimde beğenmediğim diğer yönlerimi de ablama şikâyet ediyordum.
Ablam şikâyetlerime verilebilecek en güzel cevabı albümün sayfasına yazmıştı.
“Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'dur.” Al-i İmran:6
Beni en çok seven ve her şeyimle var eden kendi dilediği şekil ile beni yaratmıştı. Ve bunda mutlaka hikmet vardı.
Genç kız olmuştum artık. “Her genç kızın kalbinde bir aslan yatarmış” diye diye bizi zorla aşka sevdalı yapmışlardı. Herkes âşık ya, biz de âşık olacaktık. İlle de sevecektik…
Kâh yüreğimiz akıp gidiyor, kâh akıl ile aşka sevdalı olmaya çalışıyorduk.
Dedim ya ille de sevecektik.
Henüz farkında değildik, sevginin, aklın bilmesi ile değil yürekle tanımak olduğunu ve aklın bunu kaldıracak kapasitede olmadığını... Biz daha kemale ermemişken kemale ermiş aşk duygusunu acemice yaşamaya çalışıyorduk.
Sevdiklerimizi O’nun rızası için sevebilmeyi, O seviyor diye sevmeyi ve Onu sever gibi başkasını, nesneleri sevip de şirke düşmemeyi aşkın kemale ermiş halini tanıdıktan sonra öğrendik.
Albümün bir sonraki sayfasında kalabalık bir sofrada yemek yiyoruz.
Fotoğrafta görülen çam ağacından bu ziyafetin bir noel kutlaması olduğu hemen fark ediliyor. Hıristiyanların oturdukları noel sofrasında ramazan sofralarında iftarlarını açan Müslümanlar da oturuyor. Afiyetle yiyoruz.
Ve ablamın düştüğü bir notu daha okuyorum.
“Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukarıdan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm’ı beğendim. Kim açlıktan daralır da günaha istekle yönelmeden, bunlardan yemek zorunda kalırsa ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.” Maide:3
Albümün son sayfasına geldim. İşte bu da benim... Başka bir hal... Allah’ın örtü emrine bürünmüş halim. Ayna karşısında saçlarıma hangi şekli vereceğimi düşündüğüm günleri hatırladım ve bir gün o aynaya bakarken kendimi değil şu ayeti gördüm.
“Görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar ve başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar.”
Allah benim için hayırlı olan şeklimi belirlemişti ve bana bildirmişti. Allah’ın örtü emrine kendi hayrım için o gün bürünmüştüm.
Sararmaya yüz tutmuş fotoğraf albümümü kapatıp koltuğa yaslandım. Ablamı ve her fotoğraf karesine ayetler ile düştüğü notları düşündüm. Hayat serüvenimizde her an üzerimize yeniden inen ayetler ile şekil alıyor ömrümüz. Kelamı bir kez, manası sonsuz kez inen ayatler sonsuzluğumuzun imkânıdır.
Eski fotoğraflar… Siz de eski fotoğraf karelerindeki hallerinizi bir ayet ile birleştirerek sararan fotoğraflarınızı yeniden yeşillendirin…
Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 27
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |