Yazarlar

Ünal Aldemir
Yazarın Son Ekledikleri

Yazarin toplam 2 yazisi bulunuyor. Tüm yazilarini görmek için tiklayin. Tüm Yazıları (2)
HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ğ |H |I |İ |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Ş |T |U |Ü |V |Y |Z


Yağmur Yağıyor Anne! Yazdır E-posta
Perşembe, 22 Temmuz 2010

Rating 5.0/5 (1 vote)

Günlerden Perşembe, yine her akşamki gibi pencerenin kenarındayım… Bu akşam diğer akşamlardan çok farklı çünkü anne… İri taneli yağmur yağıyor şarıl şarıl… İçimde bir hüzün var, usulca pencereden sokağın köşesine bakıyorum, her akşam baktığım gibi anne…

Ama bu gece bir başka gece… Rahmet yağıyor anne! Kirlenmiş havayı temizliyor. Yüreği sert toprağı yumuşatıyor!

Sokak bomboş, sadece yağmurun sesi ve gök gürültüsü var anne…

Bir an gözlerim sokağın köşesinden çıkan küçük çocuğa ilişti; ağlıyor, gözünden yaş damlıyor anne, iri taneli yağmurun altında… İçim parçalandı. Bir şeyler arıyor yaşlı gözlerle ve sırılsıklam bedeniyle… Belki de annesini arıyor, yağmurdan sığınabilecek sıcak bir yuva arıyor, karnını doyurabilecek sıcak bir çorba, bir parça kuru ekmek arıyor belki de…

O an içim parçalandı demiştim ya anne, o esnada aklıma sen geldin. Küçükken bana ve kardeşlerime yaptığın nasihatler geldi aklıma… O an yıkıldım, gözlerimden yaş dökülmeye başladı. Seni daha şimdi anladım anne… Annesizliği, yuvasız olmayı, bir kuru ekmeğe, bir sıcak çorbaya muhtaç olmayı… Şimdi anladım anne! Şükretmeyi, paylaşmayı… Varken dağıtmayı, yokken yaradan rabbime şükretmeyi anladım anne… Aklıma Peygamber efendimiz (s.a.v)’in bir Hadisi Şerifi geldi anne. Şöyle buyurmuş O mübarek; “Sizden biriniz kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş sayılmaz!”  

Gözlerimden yaşlar damlıyor anne! Bir an sokağa fırladım, o küçücük ve gözleri yaşlı çocuğu yağmurun altında sokak sokak aramaya başladım, ama bulamadım anne… Şimdi anladım anne, fani dünyada bir sınava tabi olduğumuzu… Bunu anlamama vesile olan o küçük çocuk belki de bir melekti, belki de gerçekti… Aklıma Abdullah b. Kürz’ün Peygamber efendimiz (s.a.v)’e bir sohbetinde okuduğu şiir geldi. Şöyle ifade ediyordu şair duygularını;

Ailem, yaptıklarım ve ben sanki üç kardeşiz.

Ölüm yaklaştığında onları çağırıp konuşan biri gibiyiz.

Adam kardeşlerine der ki;

“Ölüm kapımı çaldı! Bana yardım edin.

Geri dönülmez bir yolculuk başlıyor.

Uzun ve güvenilmez.

Bu hal karşısında bana nasıl yardım edebilirsiniz?”

Malı der ki;

“Benden ayrılmadığın sürece

Her isteğini yerine getiririm

Ama ayrılık olursa aramızdaki dostluk biter.

İstediğini benden şimdi al.

Çünkü yakında ben, savrulan kumlar arasına katılacağım.

Başka insanların olacağım.

Beni sonraya bırakma, harca.

Hızla yaklaşan ölüm gelmeden,

Elini çabuk tut, hayır yap.”

Ailesi de şöyle der;

“Ben seni cidden sever,

Seni herkesten üstün tutarım.

Gücümü kuvvetimi senin için harcar, iyiliğini isterim.

Ama iş ciddileştiğinde senin için ölemem!

Ardından gözyaşı dökerim,

Yüksek sesle ağlarım,

Seni hayırla yâd ederim.

Cenazende bulunur,

Gireceğin kabre kadar,

O son durağına kadar,

Hasretle tabutunu taşır,

Sonra geri dönerim.

Sanki aramızda hiç bir şey yokmuş gibi,

Hiç birbirimizi sevmemiş gibi,

Hiç birbirimizden sevgi görmemiş gibi…”

İşte insanın ailesi!

İşte desteği.

Ve işte gerçek yüzü…

Sonra ameli konuşur insana;

“Ben, senin kardeşinim” der.

“Sarsıntıların dehşetli anında

Benim gibi bir kardeş bulamazsın.

Benimle mezarda karşılaşacaksın.

Orda seni savunacağım.

Hesap günü, ağır gelmesi için gayret gösterdiğin kefeye oturacağım.

Beni unutma, değerimi bil!

Ben üzerine titreyen merhametli bir öğütçüyüm.

Seni hiç bir zaman yalnız bırakmam.

İşte senin amelin!

Vuslat günü kavuşacağın güzel amellerin!”

Toprağı pamuk misali yumuşatan yağmur, o bendeki sertliği de alıp götürmüştü anne… O Rahmet, içimi pamuk tarlası yapmıştı anne! Allah-u Teâlâ, Musa (as)’a buyurdu ki: Bir kimse, kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerin şükrünü eda etmiş olur. Bir kimse de, rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur. Bu çocuk bana şükretmeyi, sabrı, yokluğu, adaleti kısacası anne nasihatlerini öğretti…

Favori olarak ekle (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 62

Yorumlar (1)
1. 26-07-2010 12:24
 
anne...
Bu sensiz geçirdiğim ilk sonbahar, ilk kış, ilk hazan anne. Ne kadar da hüzünlüymüş annesinden ayrı kalmış bir ceylanın çaresizliği. Şimdi nerdesin anne? Soğuk coğrafyalarda hangi rüzgâr okşar ak düşmüş saçlarını? Ne kadar da çabuk hissettirdin yokluğunu, yalnızlık her şeyin yegâne ilacı sanırdım senden ayrı kalmadan önce. Oysa her derdin ilacı sendeymiş. Şimdilerde bir gölge gibi üzerime çöken yokluğunu sen varmışsın gibi davranarak hafifletmeye çalışıyorum.  
 
Annelerimiz... en değerli varlığımız..  
 
yüreğinize sağlık maşallah kaleminiz yüreğinizin kelamıyla bütünleşmiş..
Misafir
 
hulya

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
Sonraki >

Sitede Ara