|
“En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.” (7/Araf 180)
Allah, Ulûhiyetin özel ismidir (59/23–24). Allah adı bütün güzel isimleri içine alır. Allah adı Esmaü’l Hüsna’nın bütün anlamlarını içinde barındırır. Bu yüzden Allah’ın diğer isim ve sıfatları bu yüce ada izafe edilir: “En güzel isimler Allah’ındır.” (20/8; 7/180) Diğer ilahi isim ve sıfatlar bu adın ayrıntıları ve açıklamalarıdır. Yani “Allah” mefhumu yüce yaratıcının bütün isimlerini kapsar. Esmaü’l Hüsna olarak bilinen bütün isim ve sıfatlar bu ada dayandırılır. Özetle Allah ismi, Ulûhiyetin bütün isim ve sıfatlarını içinde toplayan bir isimdir. Dolayısıyla hiç bir isim ve sıfat bu ismin dışında değildir. Bu ad, isimlerin en özelidir, O’nun zatına mahsustur. Allah, diğer sıfatlarının genel adıdır.
Âlemlerin yegâne Rabbi olan Allah’ın güzel isimleri (Esmaü’l Hüsna)’nın bilinmesi ve anlaşılması, Allah’ın tanınması ve Onun gereği gibi takdir edilmesi (22/74; 39/67) içindir. Şanı yüce Rabbimiz kendini (Ulûhiyetini) yine kendi kitabında tanıtmıştır. Kuşkusuz O Kendini Kur’an’ında vasfettiği gibidir. O’na bu isimlerle kulluk etmek, dua etmek ve O’na yakınlaşmak için bu isimlerin öğrenilmesi, ayeti kerimeden anlaşılmaktadır. Burada dikkat edilirse: “Allah’a o güzel isimleri ile dua edin“ denilmiştir. Öyleyse O’nun “güzel isimleri“ hangisidir? Önce bu ortaya konulmalıdır. O Allah ki, isimlerini vahyederek bizlere bildirmiştir. Hikmet ve hüküm sahibi Rabbimiz bildirdiği isimler ile dua istemiştir. Bu bakımdan yazımızda Esmaü’l Hüsna’nın kaynağı nedir ve bu isimler nelerdir sorularına cevap aramaya gayret etmeye çalışacağız.
Bugün ümmetin elinde (kitaplarda, levhalarda, radyolarda, Tv’lerde, CD’lerde, mP3’lerde ve ceplerde) Tirmizi’nin garip olduğunu söylediği halde yine de Ebu Hureyre’den rivayetle tertip ettiği 99 isminin yer aldığı liste görünmektedir. Ne var ki, bu metin ve isnad yönünden tek kalmış liste “Furkan” olan (25/1), “Musaddık” ve “Müheymin” olan (5/48) Kur’an’ın tashihine muhtaçtır. Ve bu artık bir zorunluluk olmuştur. İşte yazı, bu soruna sadece çözüm sunma gayretinde bir çağrıdır.
Kur’an-ı Kerim açısından sağlıklı bir Esmaü’l Hüsna çalışması ortaya konulması zarureti ortadadır. Allah’ın isimleri ile fiilleri birbirine karıştırılmadan Allah’ın kendini tanımladığı gibi, kendini müsemma kıldığı bir çalışma ortaya çıkarılması bir vecibe olarak görülmelidir. Bu, Allah’a iman adına bir sorumluluktur.
Hadis külliyatında sahih olarak rivayet edilen: “Allah’ın doksan dokuz (yüzden bir eksik) ismi vardır. Kim bunları “ihsa” ederse cennete girer.” (Buhari; Müslim), hadisi meşhurdur. Yine de bu hadis-i şerif, yukarıdaki ayeti kerime (7/180; 17/110) ışığında anlaşılmaya muhtaçtır. Esmaü’l Hüsna hadisinin metni aslında bu kadardır. Yani bu zikri geçen haberde isimler sayılmaz, dolayısıyla hadisin sahih metni esmasız ve listesizdir. Buhari ve Müslim bu hadisin devamında hiç bir isim listesine yer vermezler. İsim listesini sayan rivayeti sahih bulmazlar. Buraya kadar tamam... Fakat asıl sorun, zayıf bir hadis rivayeti olan 99 isminin bulunduğu listedeki sayılan isimlerdedir. Tirmizi ve İbni Mace kendi kolleksiyonlarında bu hadis rivayetinin devamına: “Bu isimler şunlardır…” diye sayılmaya başlayan kısmından itibaren 99’lu isim listesine yer vermişlerdir. Zayıflık ve gariplik işte bu eklenen listelerde kendini göstermiştir. Bu listelerde Kur’an’da isim formunda görünmeyen pek çok isimler söz konusudur. Asıl problem de işte tam buradan itibaren başlamıştır!
Yukarıda zikredilen hadisi şerifin diğer versiyonun devamına eklenmiş söz konusu 99 Esmaü’l Hüsna listesi ilavesi ile birlikte aktarılan Tirmizi ve İbni Mace rivayetlerindeki esma listeleri de aynı değil. Gariptir ki, Tirmizi’nin listesinde olan 25 esma İbni Mace listesinde görünmüyorken, İbni Mace’nin rivayetindeki Esmaü’l Hüsna listesinde görünen 25 veya 26 isim de Tirmizi’de yoktur. Bu sebeple bu konunun üzerinde ne kadar durulsa azdır. Söz konusu rivayetlerin Kur’an vahyi tarafından sağlamı yapılmalı ve tashih edilmesi şarttır.
İslam coğrafyasında yaygınlaşmış söz konusu Tirmizi’nin meşhur listesini aşağıya hatırlanması için alıyoruz:
1-Allâh, 2-Rahmân, 3-Rahîm, 4-Melik, 5-Kuddûs, 6-Selâm, 7-Mü´Min, 8-Müheymin, 9-Azîz, 10-Cebbâr, 11-Mütekebbir, 12-Hâlik, 13-Bâri, 14-Musavvir, 15-Gaffâr, 16-Kahhâr, 17-Vehhâb, 18-Rezzâk, 19-Fettâh, 20-Alîm, 21-Kâbid, 22-Bâsıt, 23-Hafid, 24-Râfi, 25-Muizz, 26-Müzill, 27-Semî, 28-Basîr, 29-Hakem, 30-Adl, 31-Latîf, 32-Habîr, 33-Halîm, 34-Azîm, 35-Gafûr, 36-Şekûr, 37-Aliyy, 38-Kebîr, 39-Hafîz, 40-Mukît, 41-Hasîb, 42-Celîl, 43-Kerîm, 44-Rakîb, 45-Mucîb, 46-Vâsi, 47-Hakîm, 48-Vedûd, 49-Mecîd, 50-Bâis, 51-Şehîd, 52-Hakk, 53-Vekîl, 54-Kaviy, 55-Metîn, 56-Veliy, 57-Hamîd, 58-Muhsî, 59-Mübdi´, 60-Mu´Îd, 61-Muhyî, 62-Mumît, 63-Hayy, 64-Kayyûm, 65-Vâcid, 66-Mâcid, 67-Vâhid, 68-Samed, 69-Kâdir, 70-Muktedir, 71-Mukaddim, 72-Muahhir, 73-Evvel, 74-Âhir, 75-Zâhir, 76-Bâtın, 77-Vâlî, 78-Müteâli, 79-Berr, 80-Tevvâb, 81-Müntekim, 82-Afuvv, 83-Raûf, 84-Mâlikülmülk, 85-Zülcelâli Vel-İkrâm, 86-Muksit, 87-Câmi`, 88-Ganiyy, 89-Muğni, 90-Mâni, 91-Darr, 92-Nâfi, 93-Nûr, 94-Hâdî, 95-Bedî, 96-Bâki, 97-Vâris, 98-Reşîd, 99-Sabûr. (Tirmizi, bu rivayetin garip olduğunu söylemiştir)
Esmaü’l Hüsna konusunda Müslümanların önüne genellikle zayıf bir hadis rivayetinde sayılan işte bu 99 isimli liste çıkarılmaktadır. Oysa Allah mefhumu, Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın kendini tanımladığı şekildedir. İlahi vahiy tarafından tashih yapılmaya muhtaç olan bu rivayetler, orijinal Esmaü’l Hüsna çalışmaları ile tashih edilmelidir. İnşallah bu mütevazi katkı bu gerçeğin yeniden düşünülmesini sağlar. Öyle sanıyorum ki, bu yazı bütünüyle okununca ne demek istediğimiz inşallah daha iyi anlaşılacaktır.
“Tirmizi’nin Ebu Hureyre’den rivayet ettiği Allah’ın 99 ismini sıralayan hadisin, hadis ehli tarafından da Rasulullah’ın (a.s) sözünden sayılmamıştır. Tirmizi, bu hadisin garip olduğunu ve bu rivayetin dışında, isimleri sıralayan hiç bir isnadın sahih olmadığını söylemiştir. Tirmizi dışında diğer meşhur hadis kitaplarından hiç biri Buhari, Muslim ve başkaları bu isimlerdeki 99 sıralamasını bu yüzden rivayet etmemişlerdir. İsimleri ayrı ayrı sıralayan rivayetlerin “mudrec” (aslından olmayan sözler) olduğu üzerinde durulmuştur. Bu hadisin Ebû`z-Zinâd el-Arec Ebu Hureyre isnadıyla rivayet edenler ise, bizzat isimleri zikretmemişlerdir. İsimlerin tertibinden Rasulullah’ın (s.a) sözü (hadisi) olmadığı ortaya çıkmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’de isim sigası halinde bulunduğu halde, Tirmizi’nin hadisinde görünmeyen vasıflar hayli fazladır. Bunlar 27 adet olarak şunlardır:
er-Rabb, el-İlâh, el-Muhît, el-Kadîr, el-Kâfî, eş-Şâkir, el-Hâkim, el-Kâhir, el-Mevlâ, en-Nasîr, el-Hâlık, el-Melîk, el-Kefîl, el-Hallâk, el-Ekrem, el-A’lâ, el-Mubîn, el-Hafî, el-Karîb, el-Ehad. Bazıları ise muzaftırlar: Gâfiru’z-Zenb, Şedîdu’l-İkâb, Fâtıru’s-semâvâti ve’l-Ard, Refî’ud-Derecât, Gâlib’âla emrih, Kâ’im’alâ külli nefs, Hayrun Hâfızan.
Diğer taraftan Tirmizi’nin rivayetinde bulunduğu halde, isim sigasıyla Kur’an’da görünmeyen vasıfların sayısı da 27’dir:
el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi’, el-Mu’izz, el-Muzill, el-’Adl, el-Celîl, el-Bâ’is, el-Muhsî, el-Mubdi’, el-Mu’îd, el-Mumît, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Mukaddim, el-Mu’ahhir, el-Vâlî, el-Muksıt, el-Mugnî, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, el-Bâki, er-Reşîd, es-Sabûr, Zu’l-Celâli ve’l-İkrâm.
Bu son isim Kur’an’da var ise de (55/78), İbni Amir ve Şam ehlinin kıraatleri göz önüne alınırsa, bu sıfat ayetteki “vech” kelimesine ait olacağından, bulunmadığı söylenebilir (el-Alusi).
Bu nedenle Allah’ı tanıtan isimlerin en sahih anlamda Kur’an-ı Kerim’den öğrenebileceğimizin sonucuna varıyoruz. O kendini kitabında tanıttığı gibidir. (Bkz. Prof. Dr. Suad Yıldırım, Kur’an’da Uluhiyyet, 1987 İst.)
Eğer yukarıda zikredilen “Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm“ ismi ayrı bir isim olarak kabul edilirse bu durumda Tirmizi’nin hadis rivayetinde bulunduğu halde, isim kipiyle Kur’an’da görünmeyen vasıfların sayısı da 26 olur. Tirmizi’nin ve İbni Mace’nin rivayetlerinde sayılanlar ya fiildir, ya da Kur’an’da ismi olmayan rivayetlerdir. Allah’ın isimleri meselesi çok hassas bir konudur. Fiilleri isim yapmadan, O’nu kendisine verdiği isimlerle tanımak ve bu isimlerden (sıfatlardan) kaynaklanan fiilleri iyi kavramamız zaruridir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a kendi isminin dışında isim takmak O’nu tanımlama (ilhad) olacağından (7/180), O kendisini Kitabında (Kur’an’da) tanıttığı gibi tanımamız sorumluluğumuz gereğidir (43/44). Çünkü O, isminin anılmasını ister: 76/25; 56/74, 96; 87/1; 24/36.
“İman edenlerin kalpleri Allah’ın zikriyle huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah’ın zikri ile huzura kavuşur.” (13-Rad 28)
* * *
(Gelecek sayıdaki yazının devamı: « Kur’an-ı Kerim’in Nüzul Sırasına Göre Ulûhiyeti Tanıtan Esmâu’l Hüsna Tertibi » listesine yer vermek istiyoruz.)
Favori olarak ekle (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 14
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |